Geçenlerde çocuklarla marketteydim. “Anne bize bir şey alır mısın?” dediler. E alırım. Ozmo cornet miymiş neymiş. Nereden öğreniyorlar isimlerini çok merak ediyorum. Sözde evde TV yok. Aradım bulamadım. Meğer orada satılmıyormuş. Başka bir şey alın dedim. İstemediler. Tam üç market gezdim. Ne menem bir şeyse yok yok! Başka bir zaman alayım dedim. Moralleri bozuk, elleri boş eve döndüler.

Birkaç gün sonra marketten çıkıyorum. Annemler vardı. Çocuklara da onlar bakıyor. Yalnızım markette. Aklıma geldi, kasadaki kıza Ozmo var mı dedim, hemen kasanın önündeymiş. Aslında abur cubur yesinler istemiyorum, çoktan da unutmuşlardır ama söz sözdür bir kere, alacağım dedim, aldım, eve geldim. Bebeler açtı kapıyı. Size bir sürprizim var dedim. Heyecanla bekliyorlar. Çıkardım çikolataları, aman Allah’ım o ne sevinç! Yihuuuu!!! Dünyalar onların oldu. Oğlan zıp zıp zıpladı. En hacı amca tavrıyla “Allah senden razı olsun, kesene bereket versin, anneciiiimm!” dedi ve elimi öptü! Hayatımda gördüğüm en sevimli sahnelerden biriydi. Babam güldü, nereden biliyor bu lafları diye. E nereden öğrenecek? Tabi ki benden!

Malumunuzdur sağ olsun uzmanlar denecek laf bırakmadılar bebelere. Ağzını açsan uzmanlar kırmızı biber sürüyor. Cık cık cık öyle denir mi, böyle denir mi? Çocuk şu mesajı alır, bu mesajı alır. Valla uzmanların dediğine bakarsan resmen SPAM saçıyoruz bebelere. Onlarda da nasıl bir mesaj kutusu varsa artık, kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek şeyleri şıp diye kapıyorlar.

En son bebelerinize aferin / çok yeteneklisin / güzelsin / ne güzel yapmışsın / bunu yapmana çok sevindim / böyle yapmana üzüldüm falan demeyin, çocuğunuzu yargınıza bağımlı kılmayın dendiğini okuduğumdan beri  kara kara düşünüyordum ben ne diyeceğim bu bebelere diye. Efendim, çocukla böyle konuşursan senin onayına odaklanırmış bebe. Asıl gayenin seni mutlu etmek olduğunu sanırmış. Bir de çabaya önem vermezmiş. Önemli olanın kendinde var olan ya da olmayan “güzellik” “akıl” “yetenek” olduğunu sanır, zaten bende var ya da yok der, sonrasında yan gelir yatarmış. Bak sen şu bıdığa!

Önceleri geeeet bunlar da ne çıkaracağını şaşırdılar, iyice ağzımızı açtırmaz ettiler dedim ama sonra bir gün benim kız sofrada tabağını bitiremeyince “Anneciğim, doydum ama üzüleceksen kendimi zorlayıp tabağımı bitireyim,” dediğinde benim kafada bir ampul yandı. Hayatta yemek için ısrar etmedim, yemezsen üzülürüm falan demedim ama demek ki böyle bir SMS atmışım farkında olmadan. Elim çarpmış herhalde. Ve çocuk beni üzmemek için çatlamayı bile göze almış. 🙁

İşte o gün bugündür düşünüyorum ne diyeyim çocuklara diye. En sonunda bunları buldum. Yine de uzmanlar duymasın, aramızda kalsın, buna da bir kulp bulurlar ama ben şöyle yapıyorum:

* Güzelsin, akıllısın, zekisin diyesim geldiğinde kendimi tutup MAŞŞŞALLAH! diyorum. Ardından da şşlaaaap diye öpüyorum. (Gizli mesajım ne? Güzellik, akıl, zeka senin eserin değil. Hiç boşuna şımarma. Allah vermiş, elhamdülillah. Bugün verdiği gibi yarın alabilir de. Güvenme gençliğine, güzelliğine, zortlarsın valla.)

** Beni mutsuz eden bir şey yaptıklarında, cinlerimi tepeme sıçrattıklarında “Ayy aşkolsun, kalbimi kırdın pişmiş kelle” demek yerine HAY ALLAH MÜSTAHAKINI VERSİN diyorum. (Gizli mesajım ne? Şimdi bu yaptığın şey bence hoş değil. Ama belki de hoştur da ben anlayamamışımdır. İşin aslı ben seni yargılama merci değilim. Yargı Allah’ındır. Önemli olan O’nun seni neye uygun gördüğü.)

*** Sonra diyelim ki bebe güzel bir şey yaptı. “Ayy aferin, çok sevindim” falan demek yerine HAY ALLAH SENDEN RAZI OLSUN diyorum. (Gizli mesaj: önemli olan benim onayım değil. Onun ya da bunun onayı da değil. O yüzden o ne demiş, bu şunu demiş, cart curt önemi yok. Bizim için önemli olan Allah’ın beğenip beğenmemesi.)

Gördüğünüz gibi bebeler de kaptılar bu mesaj işini. Şimdi aile tarifemizle karşılıklı SMSleşip duruyoruz. Allah utandırmasın. 😉

Share and Enjoy !

0Shares
0 0
Paylaş: