Çocuklarımın Allah merakını, altından kalkamadığım soruları daha önce anlatmıştım. Kendimce acayip süper bir yolla bu işi çözdüm de sizinle de paylaşmak istedim.

Şimdi şöyle yapıyorum, çocuk Allah’ı sorduğu anda lafı peygamberimize getiriyorum. İnsan olduğu için anlatması çok daha kolay oluyor tabi. Mesela oğlan diyor ki “Annea, Allah’ın saçı var mı?” “O’nu tam bilmiyorum anneciğim, ama peygamberimizin saçları ensesine kadarmış.” Ya da “Allah’ın gözü ne renk, anne?” Şimdi Allah’ın gözü yok desem, diyecek ki e hani bizi görüyordu. Gözü yok ama görüyor desem, o nasıl anlatılacak? Gözü var desem, soracak neresinde, kaç tane? Hem sahi ne renkti? Kim uğraşacak zincir sorularla? “Aaa sana peygamberimizin gözünün kahverengi olduğunu söylemiş miydim?” diyorum, konu direk peygamberimize atlıyor, onu da cevaplamak kolay zaten.

Bu arada Yalova’dan bir arkadaş sağ olsun bize peygamberimizle ilgili güzel bir kitap hediye etmişti, konusu geldi diye hemen açtık: Timaş Çocuk’tan 365 günde sevgili peygamberim.

pgAslında yaş grubu olarak çok daha büyük çocuklara yönelik hazırlanmış bir kitap. Resimleri de soyut. Ama yine de benim oğlan bayıldı. İstisnasız her gün her aklına düştüğünde “Anne peygamberimizi oku,” diye koca kitabı kafama geçiriyor. Ben de resimlerin üzerinden hikâyelerini basitleştirerek anlatıyorum. Ya da her fırsatta kitabı alıp bir köşeye çekiliyor. Bayılıyor!

IMG-20150227-WA0012

Kızın pek ilgisi yok ama oğlan tam bir peygamber aşığı oldu. Şu anda tek hayali Kâbe’ye gidip peygamberimizi ziyaret edip “Ya resulullah, bizim arabamıza biner misin?” diyerek onu arabamıza davet etmek. Arabada yer olmazsa kendi oto koltuğunu vermeye hazır. Bir de Kâbe’ye tırmanıp ezan okumak istiyor. Hazreti Bülal (!) gibi. Hadi bakalım, inşallah 😉

Bu arada Allah’ı anmaya çeşitli vesilelerle de şöyle devam ediyoruz: Her gün sabah okula giderken Allah’a şükrediyoruz. Ne için şükretmek istedikleri tamamen kendilerine kalmış. Sabah sağlıkla uyandığımız için, güzel güneşi bize gönderdiği için, beslenmemize koyacak yiyeceğimizin olduğu için… gibi. Kız çok yağcı. Sürekli böyle güzel annemiz olduğu için, annemiz güzel yemek yaptığı için, annemiz bizi öptüğü için… gibi şükürlerle işin içine beni de katıyor. Oğlan henüz anasının ne büyük bir nimet olduğunun farkında değil. Onun genelde daha ilginç şükürleri var: kötü adamlar kafamıza taş atmadığı, evimizi yıkmadığı için şükrediyor. Kim bu kötü adamlar, kafamızla evimizle ne alıp veremedikleri var bilmiyorum. Ama güzel bir şükür vesilesi tabi. Sabah sabah kim kafasına taş yemek ister ki?

Okuldan dönerken de dua ediyoruz: Kazasız belasız evimize gidebilmek için, Allah’ın sokaktaki hayvanları koruması için, arkadaşlarımızı ertesi gün tekrar görebilmek için… Akıllarına ne gelirse işte. Oğlan yine kötü adamları katıyor duaya. “Kötü adamlar evimize taş atmasın, camımızı kırmasın…” Her kimlerse onlar, yürekten âmin diyoruz. 😉

Gece yatarken de Fatiha okuyoruz. Yine dua ediyoruz. Sabah sağlıkla uyanmak için, ailemizin hep bir arada olması için, sevdiklerimizin hiç üzülmemesi için…

Oğlan geçen okulda cuma saati yapmış öğretmenine: Ezan, Fatiha ve sen Allah’ı seversen, Allah seni sevmez mi ilahisini biraz ondan, biraz ondan harmanlayarak değişik bir kompozisyon oluşturmuş. Pek popüler okulda. 😉

Şimdilik durum budur. Gelişmeleri bildirmeye devam edeceğim. 😉

 

 

 

Paylaş: