En sevdiğim sayı: 18

Bebelerim birkaç gün önce on sekizinci ayı doldurdular. Allah nice 18’ler 28’ler 38’ler nasip etsin inşallah. Hani bebekler 7.-8. aylarındayken anneye “Ayy en güzel zamanları, tadını çıkar” derler ya. Kesinlikle katılmıyorum. Bence bebelerin en güzel zamanı 18. ayları. Yani yeni aylar neler getirecek bilmediğim için şimdiye kadar gördüğüm kadarıyla diyeyim. Doğduklarından beri yaşadığımız serüveni düşününce,… Okumaya devam et En sevdiğim sayı: 18

Hatırlayınca gülmek güzel, yaşamak asla!

Bizim için çok zor olmasına rağmen şimdiye kadar bebeklerimi kontrole doğdukları ve yenidoğan yoğun bakımında kaldıkları hastaneye götürdük. Başka bir doktorda içimiz rahat etmedi. Bugünlerde on sekizinci ay kontrolüne gitmemiz lazım. Dün öğrendim ki yoğunluktan dolayı artık bir yaşından sonra bebeklerin takibi orada yapılamayacakmış. Evimize yakın, güvendiğimiz bir doktora gitmemizi önerdiler. Bir yandan sevindim. Çok… Okumaya devam et Hatırlayınca gülmek güzel, yaşamak asla!

Açtırmayın bayramlık ağzımı – 2. bölüm Deli deli tepeli kulakları küpeli!

Hemen sıcağı sıcağına devam edeyim olaya. Ne diyordum? Heh: On sekiz aylık annelik sürecimde beni uyuz eden birçok cümle oldu ama hiçbiri “Şu oğlanın saçını kes” ile “Şu kızın kulağını deldir” kadar sinirlerimi yerinden hoplatmadı diyerek başlamıştım. Gelgelelim kulak deldirmeye:

Herkes bir değil-miş!

Bloguma arama motoruna “ikiz bakımı” yazarak ulaşan insanların olduğunu görünce acayip stres oluyorum. İnşallah hamile değildir diye içimden geçiriyorum. Açıkçası ben hamileyken böyle bir siteyle karşılaşsam acayip gerilirdim. “Her satırı şikâyet şikâyet. Bu ne be! Doğurmasaydın, doğurduysan da kendine saklasaydın” diyesi geliyor insanın, biliyorum. Ama sloganı “Çektiğimi bir ben bilirdim, bir de siz bilin istedim”… Okumaya devam et Herkes bir değil-miş!

Uykusuzum demiş miydim?

Hep uykusuzluktan şikâyet ettiğimin farkındayım. Aslında bunlar benim süper günlerim. Bundan beter olduğum günlerde bir blogum yoktu da yazamadım. Hoş yazmayı bırakın, bilgisayarın düğmesine bile basacak halim yoktu o zamanlar. En son uyuduğumda bebekler kuvözdeydi. Ne kadar doğru düzgün bir uyku çekebildiğimi siz tahmin edin. Lohusalığın da etkisiyle durup durup onlar için üzülüyor, ağlıyordum. Ben… Okumaya devam et Uykusuzum demiş miydim?

Hık demiş burnumdan düşmüş!

Bebelerimin biri 1500, diğeri de 2000 gramın altında kuvözde yatarlarken ilk kez “Kime benziyorlar?” sorusuna muhatap kaldım. Cevabımı gayet açık ve net hatırlıyorum: “Henüz insana benzemiyorlar!” Gerçekten de benzemiyorlardı. İnsanlar prematüre bebeği normal bebeğin küçük ebatlısı sanıyor. Hâlbuki onlar henüz bebek değil cenin kıvamında. Dediğim gibi bırakın birine benzemeyi, tam olarak insana bile benzemiyorlar. Benimkilerin… Okumaya devam et Hık demiş burnumdan düşmüş!

İkizlere tek başına bakılır mı?

Hmm. Zor bir soru. El-cevap: yani bakılır bakılmasına da Allah o durumda kimseyi bırakmasın. 🙂 Özellikle ilk bir sene ikizlere tek başına bakmak imkânsız gibi bir şey bence. Çoğunuzun içinden  “Çocuk var çocuk var. Usluysa bakılır,” diye bir düşünce geçtiğine eminim. Ama uslu bile olsa iki bebeyi aynı anda tek başına büyütmek – Shera bile… Okumaya devam et İkizlere tek başına bakılır mı?