Adettendir, “İkiz sahibi olmak nasıl bir şey?” diye  ikizi olan kime sorsanız cevabı aynı gelir: “Ayyy çok zoooor, ama çok da zevkli!” İkiz beklediğimi öğrendiğim gün hemen daha yeni ikiz sahibi olmuş bir arkadaşıma mail atmıştım. Kafamda bin beş yüz soru vardı. Elbette ilk sorum “İkiz sahibi olmak nasıl bir şey?” oldu. Cevap tabi ki aynı geldi: “Ayyy çok zoooor, ama çok zevkli!” Tabi o zamanlar bu cevapla ilk karşılaşmamdı, ne denmek istediğini tam olarak anlayamamıştım. Ta ki bebeler gelene kadar!

Kimse alınıp darılmasın ama açık ve net, dürüstçe, tüm içtenliğimle, yalansız dolansız konuşuyorum ki ilk sene bebek denen yaratıktan NEFRET ETTİM! Yani yemin ediyorum ben böyle bir şey görmedim yaa. Bir seneye yakın insanlık dışı şartlarda yaşadım. Hiç mi uyumaz iki bebe, hiç mi susmaz, hiç mi gazı kesilmez? Neydi o yaa? Korkunç bir şaka gibiydi koca yıl. Ne geri gidebiliyorsun, ne ileri. Takıldım kaldım diye böğürerek ağlıyordum. Allah’tan anacım yanımdaydı. O da olmasa ya bebeleri atardım ya kendimi. Allah hepimizi korudu.

Günler inanılmaz zor geçiyordu. Günü bıraktım, saat sayıyordum, bunlar ne zaman büyüyecek diye. Hiç unutmam bir gün e-bebekten mail almıştım. 3. ay maili! “Tebrik ederiz, annelikteki en zor kısmı atlattınız. Bundan sonrası inanamayacağınız kadar güzel olacak” falan gibi bir şey yazıyordu. Heyecanla anneme okudum maili, sonra da sevinçten oğlanın biberonunu kafama koyup gerdan kırdım, göbek attım. Ama tabi beklenen olmadı. Bebeler tam gaz devam ettiler. O dönemde nasılsın diyenlere ağlayarak cevap veriyordum. Söylemeye de gerek yok tabi, sloganım “Allah düşmanıma bile ikiz vermesin!” idi.

Günler günleri, aylar ayları kovaladı. Bebeler oturdu, yuvarlandı, yürüdü derken işler bir nebze daha kolaylaştı. Sevimsiz ağlamaları yerini gülücüklere bıraktı. Ama yine de çok zordu! Çok zor! Yine annemleydik. Ara ara annem dinlenmek için evinde kalıyor bana da yardımcı abla geliyordu. Biraz biraz yoluna koymuştuk işleri. O dönemde sloganımı güncelledim: “Allah isteyene ikiz versin de gününü görsün!”

Çocuklara yalnız bakmaya başlamam bir buçukuncu yaşlarına denk geldi. Ondan bir kaç ay önce çocuklara yalnız bakabileceğimi söyleseler, hayatta inanmaz, üstüne üstlük bir de benimle dalga mı geçiyorsun diye yüzünü cırmalardım karşımdakinin. İnanılmazdı ama oldu. Bebelerle tek kalmaya başladım. Sırf ev işleri için bir iki yardımcı denemem oldu. Ama dikiş tutturamadım. Hem bebeler, hem ev bana kaldı. Ama kotardım! Tamam ev perişandı ama biz sağlıklı ve mutluyduk. O günden sonra işler hep kolaylaşarak devam etti. İki yaşı geçtiklerinde tek olduğum halde önceki yıla nispeten inanılmaz derecede rahatlamıştım.

Ve geldik 2,5 yaşa! Allah’ım işte şimdi tam olarak anladım  “Ayyy çok zoooor, ama çok zevkli!” dendiğinde zevkli denilen kısmın ne olduğunu. Ne kadar güzel bir yaşmış bu! Artık postpartumu mu yeni atlattım, bebelerin 2 yaş sendromu mu sona erdi bilmiyorum ama 2,5 yaşa aşık oldum! Aynı anda iki afacan bıdık sahibi olmak; peşinden pıt pıt koştuklarını duymak; kendi aralarındaki saçma sapan muhabbetlerini dinlemek;  birlikte oyun oynadıklarını, olur olmaz her şeye kavga edip, bir o kadar hızla barıştıklarını görmek; birbirlerini kolladıklarına şahit olmak; birini bir dizine, öbürünü öteki dizine oturtup kitap okumak, çizgi film izlemek, muhabbet etmek; kendi kendilerine besteledikleri abidik gubidik şarkıları dinlemek… her şey ama her şey tıpkı kızımın da dediği gibi “Ayyy ne kadaaar da güzelmiş, inanamıyorum!” Gerçekten de inanamıyorum!  Bugünleri gösteren Rabbime hamdolsun.  Allah tüm isteyenlere çifter çifter nasip etsin inşallah 😛

maşallah bılişlerime:)

Paylaş: