(Daha önceki anormal “normalleşme” hikâyeleri için bkz: 1. turşu, 2 çiş partisi., 3. gezenti, 4. cüzzamlı kurabiye)

Şimdi baktım da aradan yıllar geçmiş en son bebe belik AVM’ye gidip rezil oluşumuzdan beri. Daha sadece 19 aylıklarmış. Ne kadar perişan olduysam bir daha iki çocukla gezmeye AVM’ye girmedim. Hiç mi? Emmm hiç diyebileceğim kadar az. Gerekmeyince zaten girmeyiz, gerekince de bebeleri anneanneye attık da gittik. Hem öyle avare avare dolanmayız biz. Ne alınacak, alırız ve çıkarız.

Hiç unutmuyorum, bir keresinde yine bebeleri anama attım, kendim alışverişe gideceğim. Geçen kıştı sanırım. Sezon sonundan bir şeyler bakacağım. Kız heveslendi benimle gelmeye. Zaten maşallah tek olunca pek sakindir kızım. Elinden tutarsın, gezdirirsin. Hiç problem çıkarmaz. Onunla birlikte gideyim, hem sonuçta kadın kısmı, öğrensin alışveriş yapmayı dedim. Anası gibi salaş olmasın, alsın satsın, taksın takıştırsın. Şimdiden yolu bellesin.

Taktım cincinimi koluma, çıktım AVM yoluna. Ay benim canım kızım, uslu kızım, hanım kızım… Tık etmedi yemin ederim. Sayısız dükkâna girdim çıktım. Sürekli bir şeyler denedim, aldım, koydum. Var ya yemin ederim ne of dedi, ne pof dedi, ne püf dedi. Ne şunu istedi, ne bunu istedi. Hatta oturttum bir yere, kıvışlamadı bile yerinden. O kadar rahat alışveriş yaptım ki çocuksuz gibi. Artık bilmem kaçıncı saatin sonunda diye diye yalnızca “Anneciğim, biz çıkışı mı bulamıyoruz, niye sürekli içeride geziyoruz?” dedi. 😉

Dün eşime birkaç bir şey bakmamız gerekiyordu. AVM’ye gideceğiz, biraz vitrin gezeceğiz. Bebeleri ekelim dedim ama sonra da düşündüm ki artık kocaman oldu benim bebeler yahu. Çok şükür hayat artık normalleşti. Birlikte AVM’ye de gidebiliriz. Ne olacak yani? Kızı zaten biliyorum, hanım hanımcık. Oğlan desen tamam biraz haşarı ama öyle zapt edilmeyecek gibi değil.

Hazırlanıp çıktık iki dakikada. Evimize en yakın, nispeten de küçük bir AVM’ye gittik. Her şey güzel başlamıştı. Babası oğlanın, ben de kızın elini tuttum. Reklamlardaki bir kız bir oğlanı tutturmuş, mutlu çekirdek aile sırıtışıyla AVM’ye girdik.

Babaya hızlı hızlı bir şeyler bakarak ilerliyoruz. Daha üç dakika olmadı, bebeler sıkıntılanmaya başladı. Babalarına sen devam et, ben bebeleri oyalayayım dedim. Hay kafama tüküreyim!

İki adım attık kız bir pony gördü, ona yapıştı. Her zamanki tavrımla “Ama anneciiiiiim, bunu almak gibi bir planımız yok,” dedim. Bekliyorum ki geri koysun. Hep yaptığı gibi. Nerdeeee! Açıldı gözü birden bire cincinin. Nerede geçen seneki hanım kız? Cenevar çoktan uyanmış da haberim yokmuş. Yapıştı ponye zırlıyor bebe. Onu gören oğlan da yandaki spidermane yapıştı. İkisine de bıraktırmaya uğraşıyorum. Onları bıraktılar başka şeye atladılar. Tek tek her şeyi döküyorlar. Durun anneciğim, aman anneciğim, lütfen anneciğim… Dilim sarktı. Çeke sündüre mağazadan çıkardım.

Daha çıkar çıkmaz oyun alanını gördüler. Yihuuuuu! Anne şuna binelim, anne buna binelim. Bir ona bindiler, bir buna. Bir onda döndüler, bir bunda. Ben de mecburen bir o tarafa koştum, bir bu tarafa. Nefes nefese kaldım. Sırtımdan ter aktı.

IMG-20150208-WA0019

 

Zor bela çeke sündüre oradan da uzaklaştırdım. Bu sefer de yürüyen merdiven diye zırladı oğlan. E bindik mecburen.  Bir yukarı, bir aşağı. Elimi tutun! Koşmayın! Ellemeyin! Sarkmayın! Artık cümle kuramıyorum yorgunluktan.

Ayakkabıya ihtiyaçları vardı, bir bakayım dedim. Biri yapıştı winx kızları kutulu ayakkabıya, öteki Ben10 için ağlar. Winxin kutusunu açtım. İçinden pembe bir lağımcı çizmesi çıktı. Berbat bir şey! Sadece kutusunda winx var diye alınır mı lan bu? Ben10’in içinden onuncu kalite bir spor ayakkabı çıktı. Tahtadan oymuşsun gibi sert. Oğlum o olmaz, kızım bu alınmaz. Hadi gelin bir şuna bakalım, bir buna bakalım. Mümkün değil beğendiğimi beğenmiyorlar. İlle ya winx olacak ya Ben10. O sırada baba geldi. İşi bitmiş. Sürükleyerek çıkardık bebeleri içeriden.

İkisi iki yandan ağlar mı! Biri lağımcı çizmesi diye tutturur. Öteki ahşap spor ayakkabı. Tam onu unuttular dersin, bu sefer de başlarlar ben onu isterim, ben bunu isterim yeni bir şeyler bulmaya. Kız yine pony’yi hatırladı. Oğlanın aklına da spiderman düştü. Zır zır zırlıyorlar.

Ben sabret, sabret, sabret… Patlamayayım diye kendimi tuta tuta inme inecekti yemin ederim.

Bari bir lokma bir şey yesinler de bebeler sussun dedim. Yemek katına çıktık. Bu sefer de onu yemem bunu yiycem kavgası başladı. Yok kola içeceklermiş, yok cipis yerlermiş. Zor bela ikna ettim, iki tabak yemek aldım, tam oturdum, iki lokma ağzıma attım KAKAAAAA! Ettiler yine yemeğimin içine! Babayla gidin. Olmaz, anne gelecek!

Kalktık tuvalete. Zaten öğürtülüyüm dayanamam umumi helalara. Öğüre böğüre tuvalete soktum. Oğlum bir yere elleme. Kızım sağa sola sürünme. Çek elini oradan. Tutma oraları. Dokunma diyorum sana!

Zor bela geri döndük. Kalan yemeği talan ediyoruz. Biri masayı yalamaya kalkar, öteki yere düşeni yemeye… Elleme, alma, aç ağzını, otur bir yerine… Serildim!

Yemek bitti, hadi gidiyoruz, biri tutturur yine pony diye, ötekinin aklı hâlâ Ben10’li ayakkabıda. Karşımıza da bir şekerci çıkmasın mı! Biri pamuk şeker diye ağlar, öteki çikolataları aşırmaya çalışır.

O engeli de bebeleri gebertmeden aştık ama yola devam etmek ne mümkün? Cep telefonu kabı mı istenmedi ultraviyole güneş gözlüğü mü… Boncuklu toka için mi ağlanmadı, pullu kemer için mi…  Bağcıklı abi ayakkabısına mı asılınmadı tüylü terliklere mi…

Çığlık çığlığa bağırıp bebelere dalmamak için kendimi zor tuttum. Çeke sündüre arabaya bindirdik bebeleri. Eve girdiğimde yeri öpecektim.

Bak üzerinden 12 saat geçti, hâlâ beynimin zonklaması geçmedi.

Yok anam yooooook! Hayatta her şey değişir de bir şey asla değişmez: Bebeyle AVM’ye gidilmez. Nokta.

 

Paylaş: