(Yasal Uyarı: Bu yazı kızımın deyişiyle “iggggrenç” oğlumun deyişiyle “diksinç” olaylar içermektedir. Midesi hassas şahsiyetler okumasın. Sonra “Ay midem bulandı, ay kustum, ay kaka kokusu burnuma geldi, ay Allah belanı versin,” gibi yorumlar istemem ona göre!)

Ekrana erken veda etmek zorunda kaldığım 4. sezondan sonra hemen hemen beş ay geçmiş. Bu süre zarfında boş durmadım bir yandan “Lan nasıl öğreteceğim ben bu işi” diye tırnaklarımı kemirdim, öte yandan da bebelere her fırsatta subliminal mesaj yolladım. Aklıma geldikçe “çiş yapmak” fiilini bildiğim tüm zamanlara ve kiplere göre çektim. Sonra onunla yetinmedim sağdan soldan örnekler buldum gösterdim: “Ay bilmem kim büyümüş abi olmuş, çişini tuvalete yapıyor.” / “Ooo bilmem kim abla olmuş, artık annesi bez takmıyor.” falan filan. Tabi bu süre zarfında evire çevire kaka kitabını da okuduk. Sonuç: beş ay içinde bebeler Pepee’ye pipi, Pocoyo’ya da popo demeye başladılar. En son Sünger Bob’un da adı Sünger Bok olunca, anladım ki bebelerin bilinç altlarının içine iyice etmişim, artık tuvalet eğitimine geçmek için hazırlar!

Tabi ilkinden dilim yandığı için tek başıma bu süreci başlatamadım. Sağ olsun anam geldi. Pazartesi tüm halıları süpürüp kaldırdım. Salı valide hanım bu kutlu görev için teşrif buyurdular. Törenle bebelerin kıçını açarak çiş kampına aldık. Evde olağanüstü hal ilan edildi, hak ve özgürlükler kısıtlandı. Addaa maddaa işleri rafa kalktı. Sıvı tüketimi azaltıldı. Ev hapsi başladı. Bu arada bebeler her yarım saatte bir tuvalete tutuldu. Şu an üzerinden tam bir buçuk gün geçti. Son durum şudur:

Mekki her ne kadar “Ama anneaaaa bezimizi açarsan biz altımıza işeriz. Bilemeyiz, daha çok küçüğüz,” dese de maşallah bu işi kıvırdı gibi. Hatta daha önceki sezonların fiyaskosunu yazmamış olsaydım, “Aaaa üstün zekalı yavrum benim, anasına çekmiş, zırt diye iki günde öğrendi,” diye hava atıp gezebilirdim. Tabi kaza olmadı mı? E oldu. Dün bir ya da iki kez. Bugün daha iyiydi. Beş ay önce dibi delinmiş gibi adım başı işeyen bebe gitti, “Anneaaaa tuvalete şar şar işiyorum baaaak, çatır çatır da kaka yapıyorum, ben büyümüşüm,” diyen bebe geldi. Son olarak da az önce çişinin geldiğini söyleyerek şu gariban annesini mutluluktan ağlattı. (Maşallah diyoruz, popomuzu kaşıyoruz.) Havai fişekler için erken mi bilmiyorum ama gece İstanbul semalarının aydınlandığını görürseniz büyük ihtimalle bizim evdeki kutlamadan geliyordur.

Gelgelelim bıliş oğlana. Oğlan, yine oğlanlığını yaptı, dünden beri sulamadığı yer kalmadı. Şırıl şırıl işeyip geziyor kerata. Bırak çişini söylemeyi, çişini yaptığını bile söylemiyor. Bir ya da iki kez tuvalete isabet ettirebildik. Onun dışında her adım başı çiş oldu. Üstelik anneannesinin üzerine bile işedi. “Ama Ahmeeet sen niye benim üzerime işedin?” diyen anneanneye de “Ama anneanneciiim ben çişi çok seviyom,” diyerek kendini savundu. Dünden beri annem elinde temizlik bezi, sidik damlalarının dağılımını inceleyerek tam bir uzman edasıyla çiş mahalline ulaşıp durum değerlendirmesi yapıyor. Bir kere ulaşamadığımız bir çiş mahalli oldu. Aradık, aradık, nerede olduğunu bulamadık. Tam destek ekip isteyecektik ki oğlan üzerinde çorabıyla patinaj yaparak yeri bize gösterdi. Her seferinde işeyip üstünde zıplamaya çalışması da cabası. İç yüzeyi çişi emip ıslaklık hissettirmediği için ben alıştırma donu giydirmeme taraftarıydım. Ama baktık olacak gibi değil, pijamalarının üzerinden don giydirdik. Ama don da oğlanı korumaya yetmedi. Dün en son acaba bebeye 2,5 lt pet şişe dayasak işeyip gezse mi diye düşünmeye başladık. Gidişata göre bu yolu da deneyebiliriz. Şimdilik konuşmak için erken.

Dünden beri kaç posta çamaşır yıkandı onu da bilmiyorum. Oğlanın altına takacak bir şey kalmadı. Allah’tan kurutma makinası var da çamaşır işini en kolay şekilde atlattık.

Şimdilik bizden haberler bu kadar. İyi haberlerle ikinci bölümde görüşmek dileğiyle. Umuyorum ki bu sezon final sezonu olacak.

çiş kampı hatırası

 

Share and Enjoy !

0Shares
0 0
Paylaş: