(Yasal Uyarı: Bu yazı kızımın deyişiyle “iggggrenç” oğlumun deyişiyle “diksinç” olaylar içermektedir. Midesi hassas şahsiyetler okumasın. Sonra “Ay midem bulandı, ay kustum, ay kaka kokusu burnuma geldi, ay Allah belanı versin,” gibi yorumlar istemem ona göre!)

Çiş kampımızın 3. günü büyük bir istifa ile sarsıldı. Kamp müdüremiz, anam, olay mahallinden arkasına bakmadan kaçarak uzaklaştı. Çok ağrımıza gitti. Oğlan “Ama ben anneannemi çok seviyom. Onu çok özlüyom,” diye sabaha kadar uludu. Ben de gözyaşlarımı içime akıttım. Kız da “Ama anneannem neden gitti?” “Ama anneannem neden gitti?” “Ama anneannem neden gitti?” diye yaklaşık bir milyon kez sordu. Beynim iyice hoşaf oldu. İşin aslı yavrularım, anneannenizin niye gittiği hakkında en ufak bir fikrim yok diye anlattım durdum.

Evet, çiş kampı müdürünün niye kaçtığı ile ilgili en ufak bir fikrim yok. Geldiğinden beri onu mutlu etmek için elimden geleni yapıyor, hiçbir isteğine hayır demiyordum. “Evi temizleyim,” dedi, tamam dedim. “Camı sileyim,” dedi, tamam dedim. “Yemeği ben pişireyim, sen dinlen,” dedi, tamam dedim. “Sen bilgisayarına bak, ben ütü yapıyorum,” dedi, tamam dedim. “Sen biraz dışarı çık hava al, bebelerle ben ilgilenirim,” dedi, tamam dedim. “Sen otur otur, çayı ben kalkmışken koyarım,” dedi, tamam dedim. “Sen komşularınla otur, ben çocuklara bakıyorum,” dedi, tamam dedim. “Gece oğlanla yatayım,” dedi, ona da tamam dedim. Dağınık oda yarışmam için aylardır kaderine terk ettiğim arka odamı toplamasına bile sesimi çıkarmadım. Başkası olsa çemkirirdim. Ama sırf kamp müdürü mutlu olsun diye sustum. Ama olmadı. Ne problemli kadınmış arkadaş. Bütün gün bir elinde vileda, bir elinde çamaşır suyuyla gezdi, hop nörüyon demedim, tek kaşımı kaldırmadım. Orayı burayı sildi durdu, dur yapma demedim. Aksine keyfine bak dedim. Çocuklara anlattığı birbirinden fantezik pippi hikâyelerine ses etmedim. Yine de memnun olmadı kadın, kaçtı gitti iyi mi? Yavrukurtlarımla baş başa kaldım ben de. Ne yapalım, kader işte. Gelelim kamptaki son duruma:

Kız, maşallah, durumu kıvırdı. Herkes gece gündüze birlikte başla, gece sakın altını bağlama dediği halde, gözüm yemedi, altlarını bağladım. Ama kız maşallah kuru kalktı. (Siz de maşallah deyin. Valla göz eden olduğunu bir anlarsam, üşenmem IPsinden bulur gelir gözüne işetirim çocuğu ha. Ona göre!) Artık kendisi çişi de kakayı da haber veriyor. Dün bir ara oyuna daldı, halıyı ıslattı, “Ben işemedim ki. Galiba popomda bir delik var oradan aktı,” diyerek hemen savunmaya yattı. Anasının kızı işte.

Oğlana gelince… Daha olayın farkında değil velet. Bugün “Aaa Ahmişçim bak, kardeşin ne güzel çişim geldi, kakam var diyor,” dedim. Hemen “Ben de çok güzel söylerim anne. Çişim geldi, kakam var. Bak ne güzel söyledim,” dedi. Anlaşılan onunla daha çoooook dikenli yolumuz var yürüyeceğimiz. Gece onun da altını bağladım. Sabah kalktığında bezi bir kilo civarındaydı. Geceyi bıraktım zaten, gündüzü öğrense yeter şimdilik. Onda da hiçbir ilerleme kaydetmedi. Hâlâ kıçı galoşlu geziyor. Bırak çişi önceden söylemeyi, yaptıktan sonra bile söylemiyor. Şırıl şırıl işiyor, işine devam ediyor. Sözde rahatsız olması lazımdı. Valla hiç oralı değil. Kaka bile rahatsız etmiyor adamı. Dün baktım olacak gibi değil, biraz ilerimizde bir tarla var, gübre niyetine attım herifi oraya, kargaların peşinde işedi, kurudu, işedi, kurudu, işedi… Bugün de kaldığımız yerden devam ediyorum.

“Çiş var mı çiş?” “Yok” şırrrr.

“Çiş var mı çiş?” “Yok” şırrrr.

“Çiş var mı çiş?” “Yok” şırrrr.

Gelelim bana. Bu süreç en çok bana yaradı. Yeteneklerim gelişti valla. Oğlanı takip ediyorum, ayaktayken gözlerini sabitlediği an aha deyip içeri koşup lazımlığı kapıp musluğa dayıyorum. Baktım ki hafif çömelir gibi yapıyor, aha diyorum, bu sefer de bebeyi kapıp klozete dayıyorum. Acayip geliştirdim kendimi. Gezi gözlem yeteneğim harika, refleksler turp gibi maşallah. İnanıyorum ben çok yakında tuvalet eğitimimi başarıyla tamamlar, sertifikamı da alırım. Darısı bebelerimin başına inşallah.

Paylaş: