Geçenlerde çocuklarla dışarıdayız. Bir an hemen ilerimizde, yolun üzerinde bir şey gördük. Fare ölüsü gibi. Başında da iki kız var. Biraz daha dikkatli baktık ki fare ölüsü sandığımız şey, kedi yavrusuymuş. Hem de canlı! Çok rüzgarlı, serin bir gündü. Kediyi hemen yerden aldım, oğlanın polar yeleğine sardım. “Ayy Allah razı olsun” dedi kızlar. “Biz huylandığımızdan dokunamıyorduk. Ne yapacağımızı da bilemedik, başka hayvanlar zarar vermesin diye başında duruyorduk öylece.” Onlar geleli epey olmuş. Kediyi böyle yerde görmüşler. Bırakıp gidememişler. Alamamışlar da.

Etrafa bakındık, anne kedi yok. Bıraktı gitti ya da başına bir şey geldi herhalde dedik. Bebek kedi o kadar küçük ki gözü daha tam açılmamış. Sesi bile çıkmıyor. Minicik bir mik sesi geliyor. Üşümüş galiba. İyice sardık ısınsın diye, anasını aradık, yok. E oraya bırakıp gidecek değiliz. Yolun üstü. Alalım da biz büyütelim bari dedim.

Benim çocuklar zaten kedi hastası. Büyüyünce kedi ile evleneceklermiş. ? Kediyi eve götüreceğimizi duyduklarında sevinçten delirdiler. “Yaşasın bir bebeğimiz oldu, artık üç kardeşiz” diye gerdan kırıp göbek attılar. Hemen plan yapmaya başladılar. Sepete koyarız, pofuduk hayvanların arasında sıcacık uyur, benim odamda kalır, sokağa oynatmaya çıkarırız, büyüyünce bana baba der…

Ben de ne yalan söyleyeyim sevindim. Ne zamandır gönlümde kedi vardı ama sonra pişman olmaktan korkuyordum. Bu zaruret oldu. Sokakta bırakacak değiliz ya. Nasibi bizdeymiş demek ki. Kafamda soru işareti kalmadı, iyi oldu. Babaları da kedi alalım deyince istemiyor. Onun da gönlü razı olmaz el kadar yavruyu sokakta bırakmaya. Oldu bu iş. ?

Kedinin başında bekleyen kızlara telefonumu bıraktım. Orada oturuyorlarmış. Olur da aranan bir kedi görürlerse haber versinler yavruyu geri getirelim diye. Aldık bebişi eve geldik.

Birkaç kedisevere mesaj attım, ne yapacağım diye. Biri bana yavru kedi bakım linki gönderdi. Vay kedi canını seni, bu kadar zor muymuş yav. İster istemez “Amoooon Cenabı Allah kimsenin evladını kimseye bırakmasın gadasını aldııııım” dedim. İki saatte bir emzirilecek, her seferinde pamukla masaj yaparak işetilecek, günde bir kere büyük tuvaleti var…? Ay bir de yalayarak temizleyeyim üstüne de tam olsun. ?Birden ikizlerin büyüyüşü geçti gözümün önünden. Uykusuz geceler, tuvalet eğitimi, aşılar, ateşler…. Yine başlıyoruz. DA-DAAAAAAAAAAAAAA

Yutkundum. Sürpriz bebek oldu bu resmen. Neyse ki bu sefer tek yumurta. Öyle böyle bakılır artık ne yapalım. Çocuklar da yardım eder. Eski usul, birlerini büyütürler. ?

Kediseverlerden aldığım tarife uygun olarak sütü sulandırıp şırınga ile ağzına verdik. Beceremedik. Yarısı üzerine pıskırdı bebenin. Ay unutmuşum bebek bakmayı ya. Derlerdi de inanmazdım. Bebek de pek küçük, prematüre zaar. Yürüyemiyor bile tam. Sürünüyor. Yarın veterinere götüreyim de biberon falan alayım bari dedim. Doğru düzgün besleyemedik garibanı. “Allah kimseyi anasız babasız bırakmasın ah gızııııım.”

Mikleyip duruyor bebek. Annesini istiyor belli. Canım benim. Elime aldım, elimi emmeye çalışıyor. Burnumun direği sızladı. Anasız mı kaldı bu şimdi? Anası da ağlıyordur arkasından. Sütü de sızlamıştır. Vah canlarım. ?

Baktım hava kararıyor. Son şans artık. Yarın geç olabilir. Üzerinden zaman geçerse anası geri almazmış insan kokusu sindiği için yavruyu. Arkadaş dedi. Gidelim de son kez bakalım, iyice emin olalım annesinin olmadığına dedim.

Aldık kediyi bulduğumuz yere döndük. Yok başka kedi. Aradık, taradık. Yok, yok, yok. Çocuklar çok mutlu, annesini bulamadık diye. Bizim oldu yavru. Adını bile koyduk. Tatlış Tontiş Bebiş.❤

Ezan okundu okunacak. Anne hâlâ yok. Şuraya oturalım da biraz bekleyeyim dedim. İyice kararsın hava. Elimizden geleni yapmış olalım. Sonra her elimi emmeye çalıştığında içimde sızı olmasın.

Bebek kucağımda oturuyoruz. Hâlâ polara sarılı. Dışarısı çok esiyor. Normalde bulduğun yere koy, o ağlar, anası gelir dediler ama kıyamadım. Araba parkına nasıl koyayım yavruyu. Betona. Zaten acı soğuk var. Sesi de hiç çıkmıyor garibanın. Uyudu poların sıcağında herhalde.

Oğlan dedi ki “Annecim bir kedi gördüm. Annesi olabilir.” “Anne kedilerin memesi sarkar dedim, emzirdikleri için.” “Bunun da memesi var” dedi. Ay uydurdu eminim. Gösterdiği kediye baktım hiç anne kediye benzemiyor. Küçük duruyor zaten. “Bu değildir” dedim. “Rengi de hiç benzemiyor Tatlış Tontiş Bebişinkine.”

Kedi öylece bize bakıyor. Oğlan çağırdı gel pisi pisi. Kedi hopladı geldi.

“Ay yemek vereceğiz sandı herhalde” dedim. Kedi hemen ilerimizde duruyor, ayrılmıyor. Verecek de hiç bir şey yok. Hâlâ gözünü dikmiş bana bakıyor. “Bence bu annesi” dedi oğlan tekrar. Kız da katıldı ona. “E deneyelim” dedim. Yavrunun da üzerine süt geldi ya, onun kokusuna geldi diye düşündüm. Yabancı kediyse bir şey yapar diye korkuyorum. Hiç gösteresim yok o yüzden yavruyu.

Yere bıraktım bebişi. Açtım poların üzerini. Bir iki adım geri çekildim. Büyük kedi yaklaştı, yaklaştı… Aklım çıkıyor, bir şey yapar diye bebeye. Teyakkuzda bekliyoruz ailecek.

Derkeeeeen….

Koklayıp hop diye almasın mı bebeciği! Aldı gitti. Hemen ilerideki çalılığın altına yerleşti. O sürüngen sıpacık da bir ayaklandı, koştu anasının memesine yapıştı. Gayet iyi yürüyormuş bacaksız, bizeymiş kaprisi. ?Annesi bize baktı “Miyavvv” dedi. Teşekkür etti herhalde.❤

İkisi bir sarmaş dolaş oldular. Biz de sarıldık birbirimize. Çocuklar da mutlu oldu. Kedi gitti diye biraz üzüldüler ama annesine kavuşması hepimizi çok mutlu etti.

Ben de gece iki saatte bir uyanmam gerekmeyeceğini bilerek mutlu mutlu evin yolunu tuttum. Şükür kavuşturana. ❤

Paylaş: