Uykusuzum demiş miydim?

Hep uykusuzluktan şikâyet ettiğimin farkındayım. Aslında bunlar benim süper günlerim. Bundan beter olduğum günlerde bir blogum yoktu da yazamadım. Hoş yazmayı bırakın, bilgisayarın düğmesine bile basacak halim yoktu o zamanlar. En son uyuduğumda bebekler kuvözdeydi. Ne kadar doğru düzgün bir uyku çekebildiğimi siz tahmin edin. Lohusalığın da etkisiyle durup durup onlar için üzülüyor, ağlıyordum. Ben… Okumaya devam et Uykusuzum demiş miydim?

Hık demiş burnumdan düşmüş!

Bebelerimin biri 1500, diğeri de 2000 gramın altında kuvözde yatarlarken ilk kez “Kime benziyorlar?” sorusuna muhatap kaldım. Cevabımı gayet açık ve net hatırlıyorum: “Henüz insana benzemiyorlar!” Gerçekten de benzemiyorlardı. İnsanlar prematüre bebeği normal bebeğin küçük ebatlısı sanıyor. Hâlbuki onlar henüz bebek değil cenin kıvamında. Dediğim gibi bırakın birine benzemeyi, tam olarak insana bile benzemiyorlar. Benimkilerin… Okumaya devam et Hık demiş burnumdan düşmüş!

İkizlere tek başına bakılır mı?

Hmm. Zor bir soru. El-cevap: yani bakılır bakılmasına da Allah o durumda kimseyi bırakmasın. 🙂 Özellikle ilk bir sene ikizlere tek başına bakmak imkânsız gibi bir şey bence. Çoğunuzun içinden  “Çocuk var çocuk var. Usluysa bakılır,” diye bir düşünce geçtiğine eminim. Ama uslu bile olsa iki bebeyi aynı anda tek başına büyütmek – Shera bile… Okumaya devam et İkizlere tek başına bakılır mı?

Söyleyene değil söyletene bak!

Bebeklere en güzel hediyenin onları anlatan günlükler olduğunu düşünüyorum. Fotoğraflar ve videolar da çok hoş ama günlükte onlar için harcanmış ayrı bir emek var. Gebeyken günlük tuttum. Her gün neler yaptığımı anlattım. Doktor kontrollerimizi, o gün onlar için neler öğrendiğimi, onları nasıl heyecanla beklediğimizi, ne hayaller kurduğumuzu… anlattım da anlattım. Zaten vakit boldu. Ayağımı uzatıp… Okumaya devam et Söyleyene değil söyletene bak!

Doğum fotoğrafçısı isterdim… mi acaba?

Doğum fotoğrafçılığı diye bir şeyin olduğunu doğurmadan önce de biliyordum. Açıkçası çok heves ettim ama icraata hiç geçemedim. Biliyorum kalkışsam aile büyüklerim başlayacak “Her boyayı boyadın da fıstığı yeşil kaldı,” / “Şimdiki gençler bir acayip olmuş. Doğuma bile fotoğrafçıyla girer olmuş,” / “Bizim zamanımızda fotoğrafçı mı vardı? Bunlar hep Avrupa özentisi” / “Töbe töbe doğum… Okumaya devam et Doğum fotoğrafçısı isterdim… mi acaba?

Emzirmek ya da emzirmemek. Bunun arası yok mu?

Ben sadece on beş gün anne sütü alabilmişim. Sadece on beş gün! Ağabeyim benden de beter: yalnızca bir hafta. Annem küçük anne olmuş. Doğum sonrası hep göğüslerinde iltihap olurmuş. Doktor yerine babaannem tedaviye soyunmuş. E aslan gibi beş tane büyütmüş. O bilmeyecek de kim bilecek? Babaannem “Tuvalete ters otur göğsünü tarakla tara, iltihap hemen geçer”… Okumaya devam et Emzirmek ya da emzirmemek. Bunun arası yok mu?

Hiii ikizler mi? 3. Bölüm “Doğursan mı doğurmasan mı çıkmazı”

İkizlerle dolaşırken en sık karşılaşacağın sorulardan biri de yurdum teyzelerinin “Kız mı, oğlan mı?” sorusudur. Cevabı kolay gibi görünse de bu soruya, özellikle de yurdum teyzesine cevap vermek pek bir zordur. İki kızın varsa ayyy yazık (!) bakışıyla karşılaşır, mutlaka bir de oğlan doğurman tembihlenir. İki oğlun varsa oooo maşallah (!) bakışıyla karşılaşır, ama bir… Okumaya devam et Hiii ikizler mi? 3. Bölüm “Doğursan mı doğurmasan mı çıkmazı”