Geçen gün yine şehir dışında bir okul programım var. Öyle olunca perşembeden anneme geçiyorum. Cuma sabahı çocukları ona bırakıp oradan gidiyorum. Akşama geri dönüyorum. Tabi iki bebeyle evden çıkmam zor iş. Bir şey unutursam dönüp almam da zor. Anneanneye götürülecekler, yolda ve programda bana lazım olacaklar, bebelerin yatak malzemeleri, yedek giysiler, ders malzemeleri, okula gidemedikleri için kaçıracakları dersin malzemeleri, o, bu, şu… Çanta, çanta, çanta…

Perşembe sabah erken kalktım. Çocukları okula salıp öğleye kadar dosya yetiştirdim. Bilgisayarı kapattığımda gözümün önünde harfler dans ediyordu. Öğle yemeğini hazırladım. Çocuklar geldi. Onlar yemek yerken koştura koştura evi toparladım. Temizledim. Götürülecekleri hazırladım. İkindi üzeri evden çıktım. Korkunç bir trafikte direksiyon salladım diyecektim ama direksiyonu sallayamadım. Çünkü saatlerce yolda durduk! Anneme vardığımda yorgunluktan ağzımı açacak halim kalmamıştı. Devrildim.

Anam da gezmeden dönmüş. Pek mesut. Mutfakta zor bela ağzımı açıp iki lokma bir şey yemeye çalışıyorum, bana gezmeye gittiği bilmem kimin kızının ne kadar becerikli olduğunu anlatıyor. Nereden biliyorsun acaba? Evi tertemizmiş. E normal, misafir geleceği zaman benim de evim temiz oluyor. Kaç çeşit yapmış! Eee? Biz de yapıyoruz. Ama çok güzel yapmış. E benimkini de beğenirler. Hem de kaç kişiymiş misafir! Ben de en son 37 kişiyi yemeğe almıştım hatırlarsan anne. Her şeyi de kendim hazırlamıştım. Ayrıca umreden geldikten sonra bir ay boyunca günde üç öğün misafir ağırladım da bana mısın demedim. Eee? Çok da güler yüzlüymüş. Misafire biz de gülüyoruz efendim, hiç misafir dövdüğüm olmadı. Ama o başkaymış. La havle vela kuvvete illa billah. Anladım, yenemeyeceğim anamı.

İşin aslı anacım, anam beni hiç beğenmez. Hem çalışır para kazanırım hem çocuklarıma kendim bakarım hem evimin işini kendim yaparım hem gelenim gidenim çok şükür eksik olmaz hem hem hem…. Olsun yine de beceriksizimdir! Bilmem kimin kızı/gelini muhteşemdir! Şu yaşıma geldim, bir kere de benimle övündüğü olmadı. Anası da onunla övünmezmiş. Çünkü onun anası da onunla övünmemiş. Zaten normali buymuş, insan kendi kızını övmezmiş,  ayıpmış, el övermiş.

Şimdi huzurlarınızda efendim, yüzlerce yıldır gelen bu zinciri kırıyorum:

Aman da aman benim bir kızım vaaaaar, bir hanım, bir canım, bidenem… On parmağında on marifet maşallah. Okulda çalışkan, evde çalışkan. El işi mi dersiniz, ev işi mi dersiniz, sokak işi mi dersiniz… Akıllı, fikirli, zikirli… Daha yaş yedi buçuk, hafta sonu kalkmış, anasıyla birlikte hamur açmış.

 

Aman bir güzel peynirli yapmış bir güzel peynirli yapmış. Yeme de yanında yat.

Yiyenin başı dişi ağrımaz.

Hey maşallah be! Ne kızlar doğuruyor analar! 😉

Share and Enjoy !

0Shares
0 0
Paylaş: