Bebekleri beklerken ne alacağım, ne satacağım derdiyle sürekli internet başındaydım. Çocukların bazı eşyalarını ikinci el almayı düşünüyordum. Sabah akşam sahibinden.com sitesinde istediğim ana kucağından aynı renk bir çift var mı, yok efendim ne zamandır beklediğim bebek arabasının fiyatı düşmüş mü falan diye günü geçiriyordum. İşte tee o zamanlar bir ilanla karşılaştım. Şimdi sizin için aradım… Okumaya devam et Benim evim, benim pasağım yarışması başlıyooooooooooooooooor!
Kaynana damarı
Yıllar önce yeni evli bir arkadaşımın evine oturmaya gitmiştik. Bilmem kaç kız. Konu döndü dolaştı – e tabi ki de – kaynana çekiştirmesine geldi. Yeni evli arkadaş pek bir muzdaripti kaynanasından. Yok şöyle etti, yok böyle etti, şunu dedi de bunu dedi de… anlatıp duruyordu. Hepimiz de yeni evliyiz. Sözü geçen kaynanaya karşı güçlerimizi birleştirdik,… Okumaya devam et Kaynana damarı
Kısa bir ara
Çok uğraştım ama geçen hafta bir türlü yazamadım. Eşim hafta başı ameliyat oldu. Tadilatı bir bitmedi şu adamın. Önce tırnaklarını çektirdi. Sonra apandisini aldırdı. Şimdi de safra kesesini gönderdi. Yavaş yavaş benden kaçıyor gibi bir his var içimde. Ama ben bırakır mıyım? Zaten zor bela bir koca buldum, ona da yapıştım, hayatta bırakmam. Atılan organları topluyorum.… Okumaya devam et Kısa bir ara
Madam Secce 4. Bölüm “Tükürdünüz ulen duvarlarımın içine!”
Yasal Uyarı: Bu yazıda yine sizinle Madam Secce kimliğimle konuşacağım. Bu satırları okuduğunuz sırada kafanızda “Ulen Madam Secce de kim?” diye bir soru işareti belirdiyse lütfen öncelikle yazının birinci bölümünü okuyup beş yıldız verin, sonra buradan devam edin. Şimdi her şeyden önce söyleyeyim, Madam Montessori’nin duvarlarla ilgili olarak “Bırakınız yazsınlar, bırakınız çizsinler” diye bir beyanatı var mı… Okumaya devam et Madam Secce 4. Bölüm “Tükürdünüz ulen duvarlarımın içine!”
İki yaş sendromuna reçete
Bir yazı yazmıştım hatırlar mısınız? İki yaş sendromuyla ilgili. Aha şu. Abariii yazıyı bulayım diye şimdi baktım ki o yazım 326 kez paylaşılmış. Üstelik bu yazıyı sitemin eski döneminde yazmıştım. Tema yenilenince paylaşım da sıfırlanmıştı. Kim bilir aslında kaç yüz kez paylaşıldı. Anlaşılan bu iki yaştan herkes muzdarip. Hiç şaşırmadım. Yapışınca yapışıyor bir kere zaten.… Okumaya devam et İki yaş sendromuna reçete
Hiiiii ikizler mi? 9. bölüm – “Şükret! Ya üçüz olsaydı?!”
İkizlerle gezerken çok sık karşılaştığım ikiz muhabbetlerinin biri de şudur: – Hiiiii ikizler mi? – Evet. – (Acıklı bakışlar eşliğinde) Bakması zor oluyor mu? – E tabi. – (Bir el havada sallanıp umursamaz bir tavırla) Şükret! Ya üçüz olsalardı?! Açık konuşayım: Kıl oluyorum bu duruma! Yani niye kimse tek çocuğundan şikayet edene “Ya ikiz olsaydı?”demiyor da… Okumaya devam et Hiiiii ikizler mi? 9. bölüm – “Şükret! Ya üçüz olsaydı?!”
Tuvalet Eğitimi 2. Sezon Finali “Kaka diyalogları”
(Yasal Uyarı: Bu yazı kızımın deyişiyle “iggggrenç” oğlumun deyişiyle “diksinç” olaylar içermektedir. Midesi hassas şahsiyetler okumasın. Sonra “Ay midem bulandı, ay kustum, ay kaka kokusu burnuma geldi, ay Allah belanı versin,” gibi yorumlar istemem ona göre!) Yine aynı cümleyle başlayayım da geleneğim bozulmasın: Aslında henüz tuvalet eğitimine başlamadım. Benimki yine sadece ön hazırlık. Bu hazırlık zarfında… Okumaya devam et Tuvalet Eğitimi 2. Sezon Finali “Kaka diyalogları”
Hayatın normalleşmeye başladığının resmi I – “Küçücük fıçıcık içi dolu turşucuk”
Hep diyorum yine diyeyim: bebelerden sonra hayatımız tepe taklak oldu. Bugüne bugün neredeyse 2,5 yıl oldu, daha bizim hayat tam olarak normale dönmedi. Belki de çocuklu hayatın normali böyle anormal yaşamaktır. Bilemiyorum, ama her geçen gün biraz daha düze çıktığımızı hissediyorum. Tamam, hâlâ doğru düzgün bir gece uykumuz yok, evimizin pasağı almış başını gidiyor, hâlâ… Okumaya devam et Hayatın normalleşmeye başladığının resmi I – “Küçücük fıçıcık içi dolu turşucuk”