Hani size vaktiyle Küçük Ayı ile Büyük Ayı dizisinden söz etmiştim ya, işte o yazımdan kısa bir süre sonra yine küçük bacım bize dizinin bir kitabını daha hediye getirdi: Uyuyamıyor musun, Küçük Ayı? Bu kitap da ilki gibi geniş sükse yaptı bizim evde. Elden düşmez oldu. Tabi doğurdum doğuralı iki bebenin inanılmaz boyutlardaki uyku problemiyle mücadele verdiğimden kitap en çok benim ilgimi çekti. “Bakayım” dedim “hayvanlar aleminde durum neymiş. Koca senenin yarısını kış uykusunda geçiren bebelerinden utanmadan bir de şikayet mi ediyormuş ayılar? Öyleyse diyecek başka lafım yok valla: Yuh ayı!” diyerek açtım kitabı. Açış o açış, hâlâ en popüler kitaplarımızdan biridir kendisi.

meşhur ayılar

Efendim, kitapta özetle sabah anasıyla gülüp oynayan, gezip tozan yavru ayıyı uyku saati gelince anası yatağına bırakıyor uyusun diye. Ferberlemiş demek ki zamanında. Yavru uyuyacak, anası da bu arada kitap okuyacak aklı sıra. Kitap da değil ha, Vogue gibi bir dergi. Ayılar için özel sayı. Neyse efendim, tahmin edeceğiniz gibi küçük ayı bir türlü uyuyamıyor. Neymiş efendim? Karanlıkmış. Anası başına fener getiriyor. Yine uyumuyor. Neymiş? Hâlâ karanlıkmış. Anası ha bire nereden buluyorsa, içeriden boy boy fenerler taşıyor. Ama bebe tatmin olmuyor. Vıklayıp zırtlayıp duruyor. Ben olsam çalardım bebeyi duvardan duvara. Ama adı ayı olmasına rağmen kelebek kadar hassas bir kalp taşıyan biricik anası gıkını çıkarmıyor. Ana dediğin böyle olur işte. Daha büyük, daha büyük derken bütün fenerleri ortaya döküyor kadın, şey aman dişi. Ama yine de bebe uyumuyor. Tutturmuş korkuyorum da korkuyorum! Böyle şeyler okurken gözümün önüne kendi bebelerim geliyor da sinirim tepeme çıkıyor valla. Neyden korkuyorsun ayıoğluayı, anan yanında? İçerisi de apaydınlık. Yok işte takmış kafaya bir karanlık korkusu. Meğer içerideki değil de dışarıdaki karanlıktan korkuyormuş hırbo. Bunun üzerine anası yavrusunun elinden tutup dışarı çıkarıyor. Harbiden karanlıkmış ha dışarısı da. Yavru biraz daha sokuluyor anasına. Anası bebeyi kucağına alıyor. Koskoca bir dolunayın karşısına geçip diyor ki “Sana Ay’ı getirdim, küçük ayı. Pırıl pırıl parlayan ayı ve ışıldayan yıldızları getirdim.” Bu sahne görülmeye değer vallahi. İnsanda sinir minir kalmıyor. İçi huzur doluyor. Yavru da rahatlıyor, huzur içinde anasının kucağında uyuyor. Biiiiiiiiiitti. Mutlu son yani. Gördüğünüz gibi ayı kitabı deyip geçmemek gerekiyor. Ayıdan alınacak çok dersler var. Kitabı okurken bir ayının yavrusuna nasıl davrandığına baktım bir de gece uyumadığında bebelerime neler ettiğime, utandım vallahi. Kendime çeki düzen vermeye karar verdim.

Bu kitaptan bir iki gün sonra o fırsatı yakaladım. O zamanlar haremlik selamlık yatardık evde. Gece oğlanın çığlığıyla uyandım. Korkuyorum diye bağırıyordu. Babası da sakinleştirmeye çalışıyordu. Fırsat bu fırsat dedim atladım, kaptım bebeyi babasından. Müthiş anne olacağım ya aklım sıra. Meğer karanlıktan korkuyormuş bebe. Hemen aranın ışığını yaktım. “Bak annecim, yaktım ışığı, sen rahat uyu,” dedim. Ama benim oğlan kanar mı 50 wattlık ampulle? Yetmedi, bağırmaya devam ediyor karanlık diye. Ben de hemen odanın ışığını yaktım, abovvv, söndürmem bir oldu. Gözümü yaktı ışık valla. Gecenin üçünde ne ışığı? Hem dünyanın da elektrik faturası gelmişti daha o gün. Biraz tasarruf lazım değil mi ama? Faturamızı tabiat ana ödemiyor. Neyse, efendim, baktım oğlan susmuyor, canımı dişime taktım, odanın ışığını yaktım. E sus çocuğum, yaktım işte ışığı. Susar mı? Hâlâ bağırıyor karanlık diye. Ben sakinleştirmeye çalışıyorum. O bağırdıkça bağırıyor. Daha çok ışık istiyor adam. Bir sinirlendim. Fehmi ağanın düğünü mü var lan şakır şakır yaktık ışıkları. Zaten gözü kapalı zırlıyor, ışık olsa ne fark edecek. Uykumu kaçırdığıyla kaldı. Kapattım ışığı geri. Hişt pişt dedim, susturmaya çalışıyorum. Bana mısın demiyor. Babası da çekti gitti, kızın yanına yattı. Mükemmel ana adayıyla profesyonel bebe kaldık mı baş başa? Stres yapmayayım dedim, tıpkı ayıdan öğrendiğim gibi sakin sakin konuşmaya başladım. Ama benim ayı yavrusundan azman yavrum sakinleşmiyor ki. Yırtınıyor, yırtınıyor! Camın karşısına geçtim. Aaa ne de güzel bir gece. Dolunay var tam karşımızda. Tıpkı ayı kitabındaki gibi. İşte o huzur dolu sahneyi yakalamak için bir fırsat. “Bak yavrum, sana Ay’ı getirdim. Pırıl pırıl parlayan ayı ve ışıldayan yıldızları getirdim,” dedim. Bekliyorum ki bebe sakinleşip pıt diye uyuyacak. Amanın daha da kudurmasın mı benim bebe? Dolunayı gördü ya içindeki kurt adam uyandı resmen. Saçıma yapıştı, raaaaaaaaaaaaaa diye bağırıyor. İşte orada şalterim attı benim de. “Zıbar lan ayı! Şurada bi romantiklik yaşatmıyorsun insana. Ne korkuyorsun? Ne var korkacak? Neresi karanlık? Şimdi bıraksam yere gece görüş gözlüğü takmış gibi dolanırsın. Sırf bana kaprisin ha!” diye bağırdım. Oğlan daha da azdı. Ben daha da bağırdım. Oğlan kudurdu. Ben geri kalır mıyım? Ben de kudurdum! En sonunda babası geldi, elimden kurtardı bebeyi. Böylece mükemmel anne olma yolunda bir fırsatı daha kaçırdım. Of anam of. Gördüğünüz gibi arkadaşlar, benden ayı olmaz!

 

ayı sevgisi

 

Paylaş: