“Ananı da al git, Küçük Ayı!”

Bugünlerde elimizde Büyük Ayı, Küçük Ayı dizisinin ikinci baskısını yapan kitaplarından biri daha var: Eve Dönelim Küçük Ayı. Tıpkı diğer ayı kitapları gibi bu da geldiğinden beri baş köşeden inmiyor. Tekraş tekraş okuyup duruyoruz. (Bu dizinin diğer kitapları ile ilgili yazılarım için tık tık tık…)

Özellikle arka plandaki kar temasına bebelerim bayılıyor. Öyle ki birkaç gün önce kar yağıp da her yer bembeyaz olunca bizimkiler camın önüne çıkıp ayıların şehre inmesini beklediler. Allah’tan gelen giden olmadı.

hadi yallah!

Bu ayı kitabının konusu da tam bebelerimin içinde bulunduğu döneme yönelik. Efendim, bizim iki koca oğlan birlikte orman içinde bir geziye çıkıyor. O sırada yavru ayı iki adımda bir duruyor, dinliyor, düşünüyor. Her seferinde bir ses duyuyor. Bir patırtı, bir çatırdı, bir şıpırtı… Korkuyla karışık bir merakla “Aa bir Patırdak bizi mi izliyor, ooo bir şıpırdak peşimize mi düştü?” gibi sorular soruyor. Bebe aklı işte! Anası da “Yok yavrum, bu kırılan dalların sesi, bu dökülen bilmem neyin sesi…” diye yavrunun korkusunu gideriyor. Bebe de hiç ısrar etmiyor ha. Anası ne derse hıı deyip yola devam ediyor. Ne bir itiraz etmek, ne bir artistlik yapmak, ne bir kafa tutmak… “Anam ne derse doğrudur” diyor, tıkı çıkmıyor.

Bebelerim kitaba aşık oldu. Tabi bunda benim şahane ses efektlerimin de payı büyük. O çatırtıları, patırtıları, şıpırtıları öyle bir çıkardım ki Alfred Hitchcock  yaşasa özel efekt olarak beni işe alırdı. Bebeler de bayıldı, bayıldı…

Onların kitabı sevmesi beni mutlu etti tabi ama kafamda da büyük bir soru işareti belirmedi değil hani. “Len bu ayı nasıl yapmış da bebesi anasının bu kadar sözüne güvenir olmuş?” diye merak ettim. “Acaba” dedim, “Benim bebeler de böyle bir durumda olsa bana güvenir mi? E koskoca 2,5 senedir bakan benim. Şimdiye kadar ne korkuttum, ne ürküttüm. Güvenlerini hiç kırmadım. Hep yanlarında oldum. Acaba şu ayı kadar oldum mu?” diye düşünüp durdum. Cevabımı da dün gece fena halde aldım!

Dün hastaydı bebeler. Gece 11’e doğru zor uyuttum birini. İkincisi 12’yi de gördü. Uyur uyumaz bunlar koşarak yatağa atladım. Tam dalmıştım ki oğlanın sesiyle irkildim. Belli ki ateşin de etkisiyle bir rüya görmüş. Korkmuş. “Annea, örümcek peşimizden koşuyor, kaçalım,” dedi. Ben de sarıldım. Rüya gördüğünü, örümceğin olmadığını falan anlattım. Dinleyen kim? Hâlâ tutturmuş bir örümcek belası. Korkuyla sağa sola bakıyor. Yorgandaki bütün desenleri örümcek sanıyor. “Korkma örümcek yok, onlar yorganın çiçekleri,” dedim. Yine de korktu.

Sersem kafa ile düşündüm, acaba böyle bir durumda ne yapıyorduk? Hatırladım! Korkuyu yok saymamak gerekiyordu. Biraz korkusundan söz edersek rahatlayacağını düşündüm. Tıpkı ayının yaptığı gibi korkusuyla ilgilendim. “Nasıl bir örümcekti bu annecim,” dedim. “Korkunç” dedi. Örümceğin eşkalini alıp robot resmini çizdirmek için biraz daha soru sorayım dedim. Oğlanla diyalog aynen şöyle:

Anne: Örümcek ne renkti, Ahmişçim?

Oğlan: Gırmıcı.

Anne: Hmm. Peki kaç ayağı vardı?

Oğlan: İki.

Anne: Hmm. Amuda kalktı herhalde. Peki kaç kafası vardı?

Oğlan: İki, üç, dört, altı, sekiz, dokuz, on.

Anne: Hmm. Çokkafalıgillerden demek ki. Olabilir tabi. Peki ne yapıyordu örümcek sen gördüğünde?

Oğlan: Kaldırımda koştu.

Anne: Aa bak, çok güzel. Burası ev. Evde kaldırım olmaz. O yüzden örümcek evimizde değil. Rahat uyu şimdi.

Tabi uyumadı oğlan. Bana sarıldı. Belli ki hâlâ korkuyordu. Yakaladım örümceği, kafasını kopardım, bacaklarını ayırdım, leşini de duvara sürdüm filan diyeyim dedim. Nasıl da uykum var. Hiç atraksiyon kaldıracak halim yok. Hem daha çok da korkabilir. Akışına bırakayım dedim. Birlikte yatıyoruz. Dalar diye bekliyorum. Ama nerdeeee. Kulaklarını dikti ve her tıkırtıyı sormaya başladı:

Oğlan: “Annea, bu ses ne? Örümcek mi geliyor?”

Anne: “Hayır, annecim, banyonun kapısı tıkırdıyor.”

Oğlan: “Hayıy, annea, hayıy, banyonun kapısı değil bu. Örümcek geliyor.”

Anne: Yalan mı söylüyom lan? Örümcek topuklu ayakkabıyla gezse de  bu kadar ses çıkarmaz. Bu kapı tıkırtısı.

Oğlan: Hayıy, annea, örümcek geliyor. Kaçalım!

El-mecbur birlikte yorganın altına giriyoruz. Burada bari sızıp kalsa. Gözümü zor açıyorum ben.

Anne: Tamam, kaçtık, hadi uyu.

Oğlan: Annea, bu ses ne?

Anne: Yine ne sesi len?

Oğlan: Canavar bağırıyor!

Anne: Yok laaan, baban horluyor.

Oğlan: Hayıy, annea, canavar  bu, bizi yiyecek.

Anne: Hasbinallah! Lan kaç yıllık kocamı tanımayacak mıyım? Eminim, o baban. Horluyor. Hem canavar olsa da hiç merak etme, boğazında kalırım ben, yutamaz bizi. Korkma. Hadi uyuyalım.

Yorganın altında daha fazla nefes alamayıp kafamı dışarı çıkarıyorum. İster istemez örümcek, canavar filan var mı diye de bakıyorum. Yok, her taraf temiz. Oğlanı ayağıma alıp sallamaya başlıyorum.

Oğlan: Annea, bu ses ne? Örümcek mi geliyor?

Anne: Hayır, seni sallıyorum ya artık eşek kadar olduğun için kemiklerim çıtırdıyor altında. Örümcek falan değil.

Oğlan: Hayıy, anne, bu örümcek! Bizi yiyecek.

Ay bu noktada tepem attı yemin ederim. Kıskançlıktan kendi yüzümü cırmalayacaktım. Ulen dağdaki ayı bile bebesine benden kolay söz geçiriyor be. Bu ne? Her lafıma bir cevap, her lafıma bir cevap. İnsan biraz da anam doğru diyor demez mi? Ne eksiğim var benim Allah’ın şu ayısından? O ne yaptı da ben yapamadım? Niye ben bebelerimi ikna edemiyorum hiç bir konuda? Niye cak cak sürekli cümle kurmam gerekiyor?

İşte ben bütün bu varoluşsal problemlerle cebelleşiyorken oğlan bir kez daha sordu: “Annea, bu ses ne? Örümcek mi geliyor?” Dayanamadım eveeeet diye bağırdım: “Örümcek geliyor, zıbarmazsan da seni yiyecek!” Hay ağzıma sağlık! Aklımla bin yaşayım, gözünü kapatmasıyla pıt diye gitmesi bir oldu bebenin.

Bu kadar kolay olacağını bilsem hiç ayı rolü falan yapmazdım. Yaramıyor benim bebelere iyilik, güzellik… Yok anam yok, ne onlardan ne benden, bizden ayı olmaz!

Share and Enjoy !

0Shares
0 0

41 yorum

  1. ayy öldürdün gülmekten benii :))) doğaçlama annelik diye buna derler, hep mantıklı açıklamalar hep kontrollü cevaplar bi yere kadar, arada cırlamak anneliğin raconunda vardır 🙂

  2. Sabah benim kiz da beni cildirtti. Uykuya dalarken kolumu yada boynumu tirmalar genelde iin vermemeye celisirim. Sabah nasil uykum var hadi istedigini yapsin ben uyuyum dedim tam uyudu diyorum elini cekiyorum bi viyaklama kac oldu bilmem artik sinir krizi geciririrken bi bagirdim yapmiycaksin artik uyumuyosan kalk dedim cocuk aninda tik uyudu. Arada bebelere bagirmak gerekiyor demekki

  3. harikasınız her akşam eve gelince merakla blogunuzu açıyorum,bir nefeste okuyorum tadı damağımda kalıyor.Sevgiler

  4. tamam sabrımızı zorluyor bebeler hepimizin, iyi biliyorum hatta ben daha yolun başındayım 7 aylık kızımla ama bazen çok daraldığımda ufak bir bağırmam bile gün boyu vicdan azabı çekmeme sebep oluyor 🙁 içimi nasıl rahatlatıcam ki ??

    1. bebek daha 7 aylık olduğu için o vicdan azabı.çünkü o bebek.bağırmaktan, söylenmekten ne anlar.Sadece ağlayarak derdini anlatan ufacık bir varlık. Ama büyüdükçe adamı çileden çıkarıp, opera sanatçısı konumuna getiriyorlar ve valla insanda vicdan azabı filan kalmıyor.Yani şahsen bende kalmadı, hele de ikinci de geliince.

      1. güzel bir tespit, haklısınız. opera sanatçısı olabilitem var mı benimde gerçekten 🙂 çok güldüm 😀 teşekkürler cevap için

  5. seccecim bir ara benimkilerde korkunç a takmışlardı, sürekli korkunç geldi, korkunç geliyor diye birbirlerini korkutup hep birlikte bağırışıyorlardı,, sabiha hocanın dediklerini uygulayayım dedim, evin ne kadar güçlü olduğunu, babamızın ne kadar güçlü olduğunu falan söyledim, şu an epey unuttu sayılırılar,, babamızda fiziken ince uzun biri olduğu için sürekli uyarıyorum, bir kavga durumda çocukların yanında sakın dayak yemek çocuklar seni çok güçlü biliyor, bütün dünyaları yıkılır diye :)))

  6. OLMADI ..Başlık farklı , yazı farklı. Diğer yazılarınızı beğenmiştim hatta 1 yorum yapmıştım, fakat bu yazının başlığı ŞIK değil, YAKIŞMA MIŞ, çok manidar buldum. Daha farklı bir başlık olabilirdi. Yazının içeriği farklı, ancak başlığı birşeyi hatırlatmak ister gibi. Siyaseti karıştırmasaydınız daha iyi olurdu. Neyin bize nasıl gösterildiğini biz bilemeyiz. Kişilerin tahammül SINIRLARI zorlandığında, ısrarla karşısındakini anlamak istemiyorsa, karşısından gitmiyorsa, sözlerini dinlemiyorsa, o an belki kişi istemsiz olarak o sözü söylemiş olabilir. Siz bile çocuklar söz dinlemeyince nasıl bağırdığınızı söylüyorsunuz. Milyonlarca insanla uğraşmakta kolay değil. ESEFLE KINIYORUM hem sizi, hemde başlığa süper olmuş diyen ‘BEBEK YAPIM BAKIM ONARIM ‘ isimli kişiyi,hemde ‘ HÜZÜN SENSİZ YAPAMAM ‘ ismini kullanan kişiyide esefle KINIYORUM. Syn.Başbakana hakaret etmeye kimsenin hakkı yok. Devlet büyükleri uyumadan yollar, köprüler, hastaneler yapsın, okullara bedava kitapları dağıtsın, sağlık hizmeti eşitlensin, sizde hakaret edin oldu mu şimdi ? Yazıklar olsun. Belki bu yazımı onaydan geçirip yayınlamazsınız da, sorun değil vijdanlarda iz bırakır bu yaptığınız. Şuan bütün arkadaşlarım yanımda ve sizi kınıyorlar. Şunu unutmayın ki boynuzsuz koyunun, boynuzlu koyundan, alacağı var öbür dünyada. Öbür dünyada ülkemde olay çıkaran, terör estiren kimler varsa, vatandaşı vatandaşa düşüren, kin tohumları eken insanlardan bende davacı olacağım. Devlet büyüklerine hakaret etmeyin hangi partiden olursa olsun, imalarda bulunmayın. Onlar bizim için çalışıyorlar. Biz iki çocuğa bakarken yorulup kızıp bağırıyoruz. Kolay mı dost olmayan ülkeler le uğraşmak, ülkeye bir yandan hizmet etmek, terörle uğraşmak kolay mı ? Başlığınızı değiştirin. Syn. Başbakanla ilgili geçmişteki bir söylemi, buraya taşıma amacınız nedir acaba ? Halkta kin ve nefret duyguları uyandırmak mı istiyorsunuz ? Hangi partiden olursa olsun başımızdakilere saygı gösterin, devlet adamlarına hakaret etmeyin, bu insanlar bize hizmet için çalışıyorlar iktidarıyla muhalefetiyle. Çocuklarla ilgili diye okumaya başladım, ancak siyasete bulaşmış başlığınızı görünce şaşırdım, hele bu başlığı güzel bulan, ne dediğini bilmeyen, 2 kişinin yazısı daha da beni şaşırttı. Masum sandığım bu sitenin amacı nedir acaba? Bu siteye bir daha uğramayacağım, yanımdaki arkadaşlarda uğramayacak. Vatan sevginizden şüphe duydum. Kin ve nefret tohumlarınızı blog aracılığıyla saçmanın alemi yok.

    1. sevgili leyla kardeşim yorum yapmadan edemicemmm bu blog 1 siyasi değil 2 cok egleniyoruz sen ve arkadaşların eğlenmiyorsanız haddime düşmez ama x işareti orda kapatabilirsin seccem sen gidince pek bişiy kaybetmez aynı sen gelince bişiy kazanmadığı gibi ama şurayı ( ” Devlet büyükleri uyumadan yollar, köprüler, hastaneler yapsın, okullara bedava kitapları dağıtsın, sağlık hizmeti eşitlensin, sizde hakaret edin oldu mu şimdi ?”) okuyunca attığım kahkahayı duysan ne yapardın yüz ifadeni çok merak ettim öptüm canım

    2. Neyse ben ve yanimda ki arkadaslarimda her yazisini oldugu gibi bu yazisini da okuduk durumu esitlemismiyizdir;). Saka bir yana ülke bu durumdayken bile bulabileceginiz en apolitik blogdaydiniz onu da siz kaybettiniz. Siz duble yollarinizla beraber yeni bloglar bulun ( tabi blog yazipta siyasete girmeyen bulursaniz)

    3. Pessss İKİ YIL önce iyi niyetle yazılmış bir yazı nerelere gelmiş hayret doğrusu.

      Daha yeni gördüm bu yorumları, hatta ismim bile verilmiş.
      Hatta ESEFLE KINANMIŞIM…

      Ben henüz annemi yeni kaybettiğim, işsiz kaldığım, çıkmazlara girdiğim, yemediğim, gülmediğim, konuşmadığım, sorguladığım günlerde
      birileri görünmezliğin arkasına saklanıp, ismimi vererek ‘GIYBETİMİ’ etmiş, kendi fesatlığıyla konuyu nerelere götürmüş, insanları da buna inandırmaya çalışmış.
      Hayret gerçekten…
      Ama ne güzel,
      insanlar ne küçük şeylerle uğraşabiliyor, ne şanslı insanlar, imrendim gerçekten, tek dertleri bu.

      Bu mübarek günde tek bir duam var Rabbim herkese böyle küçük dertler versin…
      Tek sıkıntınız bu olsun…

      Selcen ayrıca senden de özür dilerim arkadaşım, benim yüzümden zor durumda kalmışsın, Hakkını helal et.

  7. Leyla’nım ve arkadaşları artık gerçi artık “bu siteye uğramayacak” büyük ihtimal (ah.. ne büyük kayıp! 🙁 ) ancak çok merak ettim bu veya başka yazılardan ne gibi bir siyasi görüş çıkarmış acaba?
    Elinizi “vijdanınıza”koyunuz da söyleyiniz Allahaşkına, bu espiriyi hangimiz kullanmadık o zamanlar?
    Size hayret ediyor ve esefle gülüyorum Leyla’nım.
    Hoşçakalınız!

  8. Kendi içinde oluşan minik öfkeyi bile kahkahalara dönüştüren, ironi yaparken kendinden başlayan kendi halinde birine “halka kin ve nefret aşılama” ithamı çok hadsiz çok saçma ve yersiz olmuş!!
    Şu kin ve nefret aşılamanın büyük Ustası var iken Secce’ye sıra gelmez zaten inanın..
    Size uğurlar olsun..

  9. Bu blokta bircok yazıyı okumustum,Secce nin esprili tarzı güzel sadece oğlu Ahmet’e çok kutsal bir isim olan Ahmet ismini koyduğu halde ( Peygamberimizin göklerdeki ismi Ahmet tir ) çocuğa Ahmiş demesini yanlış bulmuştum şu ana kadar ancak bu sayfayı okuyunca bende Leyla Hanım gibi başlığa çok şaşırdım ve sinirlendim..ne alaka yazıyla başlık ? Resmen Başbakana hakaret edilmiş.Yanlış yoldasınız.. Ancak Leyla Hanıma itiraz mahiyetli yazan Funda ile Melis Hanıma daha da çok şaşırdım, hele Funda Hanımın neye güldüğünü anlayabilmiş değilim…. Türk Ceza Kanunu 301.maddesi ve bağlayıcı diğer maddeler kapsamında: Devlet Büyüklerine Hakaret Etme Suçuna ortak olmaya mı çalışıyor Funda ile Melis, yoksa Secce Hanımın kendisi mi bu Funda ile Melis ? Orasıda meçhul ? Size tavsiyem 15 mart 2014 te http://www.memurlar.net te bir uyarı yazısı var= Sosyal Medyadaki Hakaretlere Dava – ve yine 23 ekim 2012 tarihinde http://www.memurlar.net sitesinde = ‘Gençlere Uyarı: Sosyal Medyada devlet Büyüklerine Hakaret Etmeyin ‘ yazılarını okumanızı tavsiye ederim. En ufak bir şikayette, ilgili kanun gereği, hapse girebilirsiniz, toplumda örnekler mevcut. Yazık annesiniz evlatsınız. Nankörlüğünüzü de ayrıca anlayamadım. Sen o duble yollardan geçme Melis….Hiç bir hizmettende yararlanma….Siz başbakana hakaret edeceksiniz bizde burda susacakmıyız ? Nankörler…..

    1. ben o ve sizin yoruma kcmla gülüyorum mesela.:) çocuk kitabından devlet büyüklerine hakarete nasıl gelebildiniz?

    2. TBaşbakan bu cümleyi kullanırken ayıp olmadı da bu başlıkta kullanılınca mı ? ayıp olmuş hayret edilecek bir durum gerçekten.!!! Bende başbakanı esefle kınıyorum o zaman böyle bir cümleyi kendi vatandaşına kullandığı için ne olacak şimdi

    3. anlama özürü olan bir toplumda bulunuyoruzzzz bi beni anlamamışsınız çokmu ilahi siz duble yol yapanı anlıyorsanız yaşam gayesini anlamış demeksiniz 🙂

  10. Vay arkadas ne cosmussunuz da su yazidan basbakana hakaret bile cikarabilmissiniz. Ben var anlamamak sizi 🙂 ne iciyorsaniz bana da verin.

  11. halay ekibi olmalısınız. bi oturun soluklanın. bak ne güzel uyku kitabı var. alın, okuyun. bi dinlenin hele siz

  12. Hatice hanım, burda kimse kimseye hakaret etmiş değil. Yazıyı nasıl bu şekilde anlayabiliyorsunuz gerçekten çok şaşkınım.. Koskoca başbakan söylediğinde hakaret olmayan söz , espirisi yapıldığında hakaret neden olsun ki?
    Ayrıca neden bu sözü başbakanla bütünleştirdiğinizi de anlayamıyorum.. Ondan önce de, sonra da kullanılan bir söz bu. Yapmayın Allahaşkına!
    Ayrıka bu blog kadar apolitik ve siyasete karışmayan başka blog var mı arkadaşlar?

  13. TCK’da “Ayicik hikayesine attigi baslikla halkta kin ve nefret duygulari uyandiran blogger Analar” icin de bir hukum var mi?

  14. Bi bitmediniz yahu gidin başka yerde yapın yorumlarınızı bu blog siyaset yapilacak yer değil bence siz gidin kendinizi twitter da veya facebook ta tatmin edin bu başlıkta ne var yahu ben okuduğum da aklima gelmemiş ti siz bence öküz altında buzağı ariyorsunuz kolay gelsin size o zaman hakarette yok yani bu ka….

  15. Siz ve yaninizdakiler derhal sayfadan cikin bi zahmet! Bu blogun sahibi bugune kadar hic siyaset yapmadi vay efendm takip ediyordum da birakiyorum da taa 2012 de yazilan yaziyi da pek bi takip etmissiniz.. icim şişti muhabbete bak ogluna nasil hitap edecegini de ogretiyor!

  16. arkadaşlar bu yazı burada 2012den beri durur. şimdiye kadar hiç böyle bir tarafa çeken çıkmamıştı. alınganlık dereceniz beni cidden şaşırttı. bir daha gelirsiniz, gelmezsiniz, tabi ki siz bilirsiniz. konunun daha fazla uzamamasını ümit ediyorum. iyi geceler.

  17. İnsan nerden ne bulayım da diğer insanların huzurunu kaçırmasın derse mutlaka bişeyler bulur. Bu yazıdan sevgili başbakanınıza nasıl gelebildiniz, bu nasıl bir beyindir, nasıl bir anlayıştır hiç birimiz çözemedik ve inanın çözmeye de çalışmayacağız. Çok Sevgili başbakanınızı da alın ve gidin burdan bi yaaaaa. Güzelim blogu da mahvetmeyin

  18. Siz nerenizle anlıyorsunuz kuzum? Bugün yağmur yağdı ve antenlerinizde ki alıcılar zarar gördü anlaşılan. Ayyyyy hakaret etmedim dimi tck ya göre :/

  19. Okuduğunu anlayamayan ancak anlayamadığını da algılayamayanlar için de bir kanun maddesi var mı?

  20. Yazıyı okuyunca mutlu bir tebessüm attım ve acaba benim kızım korktuğu zaman bende mi böyle yapsam diye düşünürken yorumlara sıra gelince koca bir kahkaha attım!!

    Ne alıngan bir millet olmuşuz! Meğer ne çok yarası varmış ki gocunmuş arkadaş!!

  21. bu kadar siyasetten uzak, bu kadar hayatımızın içinden ve neşelenmek için girdiğimiz bu blogu da tartışma ortamına döndürdünüz ya helal olsun. zaten sizinle gelmedi mi bu hayata tartışma, nefret, kin, öfke… kötülük akıyor eteklerinizden.

  22. uzun zamandır facebook sayfandan takip ediyordumda, bloga ayrıntılı olarak bugun takıldım…gülmekten karnıma ağrılar girdi yemin ederim. keşke evde olsaydımda kendimi kasmadan gülseydim rahat rahat…kurumdakiler delirdiğimi zannedecek işin kötü yanı, gözlerini bilgisayar ekranından alamayan, ağzı kulaklarında bir çalışan..hayra alamet değil 🙂 sen çok yaşa emi secce bacım:)

Tomris C için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.