Çocuklar doğduktan sonra Allah biliyor ya en çok zorlandığım zaman dilimi Ramazan ayıydı. Başta hadi yine iyiydim, gebe, lohusa ve emzikli kategorilerini tepe tepe kullandım. Çocuklar büyüdükçe e mecburen sahalara geri döndüm. Hayatta hiç unutamayacağım Ramazan – Allah daha zorundan korusun- çocukların iki-üç yaşlarına tekabül ediyor. Gece boyunca zaten uyumazlardı da bir de sabah 7’de dikilirlerdi başıma, gözümü açamazdım. Ay evde dursalar yine neyse. Akşama kadar şu sıcakta sokakta bebe oyalanacak! O öğle uykuları vardı ya o öğle uykuları, hayatta öyle derin uyuduğumu hatırlamıyorum. Çocuklar bayıldığı an yerin yedi kat altına çekerlerdi sanki beni. Derin kuyularda uyurdum. İftar da ayrı olay tabi. İki  bebeliyim diye pek kimse iftara çağırmaz. Çağıranlara da iki bebeyle gitmeyi göze alamazsın. Ağlardım “Nerede o eski Ramazanlar hüüüü, iftarı anam hazırlardı, sahuru anam hazırlardı, anca yer yatardım, nerede o eski günler.”

Neyse geçti gitti o günler. Allah kabul etsin, ecrini bol versin inşallah. Bu sene çocuklar yedi yaşını doldurdu. Ramazan da çocukların büyümesinden nasibini aldı tabi. Elbette yine bunda en büyük payı kendime veriyorum. Madamın izinden gittiğim için kendimi alkışlıyorum. Her zaman ters gidecek değil ya madamın buyrukları. Bu sefer faydası oldu. Daha bacak kadarken bebelere “Kendim yapabilmem için bana yardım et” sloganıyla yaklaştım. Üstüne üstlük “Anamın işini görebilmek için bana fırsat tanı” sloganını da ek olarak üzerine koydum. Artık ektiğimi biçiyorum elhamdülillah.

Bebeler Ramazan’da bana hiç ilişmedi. Kahvaltılarını hazırlamayı biliyorlar artık. Kalkıp karınlarını doyurup oyuna başlıyorlar. Gün boyunca kendi işlerini kendileri hallediyorlar maşallah. Kleopatra anaları sabah uykusu, öğle uykusu, güzellik uykusu, ikindi şekerlemesi… her türlü uyuma işini yerine getiriyor. Akşama da bir girişiyoruz mutfağa hep beraber. Hazırlayıp çıkıyoruz yemeği. Oh!

Geçen gün iftara misafirim vardı. Söylemesi ayıp epey de kalabalık ha. Bir gün önce evi hoplattım, hep birlikte temizledik. Normalde misafir öncesi hayatta uyuyamam. Valla bu sefer güzelce uykumu aldım. Nasıl olsa yardımcılarım var. Oh!

Sabah kalkınca bebelerin önüne malzemeyi koydum. Biri böreğin içini kavurdu. Öteki iç malzemesini çırptı. Bir tek yufkaları kesip önlerine verdim. Sonuç:

IMG_20170617_133331

Böreği sardılar, tepsiye dizdiler. Koca bir tepsi gül böreği hazır! Bana sadece alıp fırına koymak kaldı.

Sonra zeytinyağlı fasulye yapayım dedim. Koydum malzemeyi önlerine. Temizlediler, kırdılar, ben de bir zahmet ocağa koydum.

IMG_20170617_124951

Sebze kızartmam gerekiyordu. Verdim önlerine patlıcanı, patatesi, biberi. Pıtır pıtır doğradılar, ben de bir yandan kızarttım.

IMG_20170617_155018 (1)

Evin son toparlanma işleri, masanın kurulması, yemekten sonra bulaşıkların kaldırılması… Saymıyorum bile!

Önceden derdim ki her işim zor oluyor, çünkü toplamda altı el ve altı ayak ile hareket eden devasa bir yaratığım. Günler geçti, ekstra dört elim her işe benden önce yetişip işimi kolaylaştırmaya başladı. Çok şükür. Ve tabi ki maşallah. (Göz edeni IP’sinden bulur gelirim, ona göre maşallah deyin!)

Bebelerim yetişti elhamdülillah. Bakın bu akşam da misafirim var. İkindi geliyor, ben daha oralı değilim. Bebelerim komşuda, çağıracağım az sonra, sokacağım mutfağa, oooh gel keyfim gel. Hele bir ikindi şekerlememi yapayım da. 😉

Diyeceğim o ki komşular, akrabalar, eş dost, feysbuk ekibi, twitçiler, Igliler…. TOPUNUZ GELİN! KALKIN İFTARA GELİN! KORKMUYORUM! AHAHHAHAHAH.

Zamanlama biraz manidar oldu ama neyse ehehhee.

İyi bayramlar. 😉

 

(Daha önceki madam yazılarım: 123, 45, 6, 7, 8, 9, 10, 11.)

Paylaş: